arslan1234 3 Takipçi | 0 Takip

Papağan

2013-05-22 20:12:00
Papağan |  görsel 1

Yaşamları Papağanlar toplu halde yaşayan kuşlardır. Papağanlar tabii halde ağaçlarda yaşarlar. Ancak insan sesini ve melodileri ezberleyerek tekrarlama kabiliyetlerinden dolayı, birçok evde kafeslerde beslenirler. Kafeslerine çiğnemeleri için ağaç parçaları koymak faydalıdır. Yuvalarını ağaç kovuklarına, kaya yarıklarına yaparlar. Eşler birbirlerine bağlıdır. İri yapıda olanların dişileri yılda 2-3, küçükleri ise daha çok yumurta yaparlar. Beslenme Çeşitlerine göre tomurcuk, çiçek, meyve ve tohumlarla beslenirler. Bu arada hayvansal besin alan birkaç tür de mevcuttur. Konuşma Papağanlar, çok kuvvetli hafızaları sayesinde öğrendikleri sözcükleri anlamlarını bilmeden tekrar ederler. Doğada özgürken insanlarla hayvanları taklit etmedikleri tetkik edilerek anlaşılmıştır. En tanınmış konuşan türü jako'dur. Erkekler dişilerden daha iyi konuşur. Yeni bir kelimeyi öğrendikleri zaman memeliler gibi mükafat beklemezler. Verilecek cezadan da anlamazlar. Eğitimleri sabır ister. Türlere göre papağanlar içersinde en çok konuşma yeteneği olanlar şöyle sıralanabilir; Jako,(Gri papağan) Amazon, Muhabbet kuşu, Lori, Kakadu, Ara, Cennet Papağanı,, Sultan Papağanı. Muhabbet kuşu gibi bazı türlerin konuşmaları ıslığa benzer olduğu için farkedilmeyebilir, bununla beraber gri papağan, amazon papağanı, ara ve kakadu gibi türler net ve anlaşılır şekilde konuşabilir. Kuşların konuşma yeteneğini, eğitim, genetik ve geçmiş deneyimler etkileyebilmektedir. Papağanlar kuşlar sınıfı içersinde beyin organizasyonu en gelimiş canlılar olarak, sebep-sonuç ilişkisi kurmakta oldukça başarılıdırlar. Örneğin telefon çaldığında "alo" ya da kapı çaldığında "kim o" gibi kelimeleri söyle... Devamı

Kertenkele

2013-05-22 20:06:00
Kertenkele |  görsel 1

 Soğuk iklime fazla dayanıklı olmadıklarından genel olarak çöllük bölgelerde ve tropikal kuşakların kurak kısımlarında çok boldur. Yer altında, ağaçlar üzerinde yaşayanları olduğu gibi, havada uçanları, suda yüzenleri, renk değiştirebilenleri de boldur. Uzunca ve yuvarlakça olan vücutlarının üstlerileri pullu veya pürtüklüdür. Çoğunlukla dört ayaklı ve pek azı iki ayaklı veya tamamen ayaksız olurlar. Her ayakta beşer adet parmak ve uçlarında gelişmiş tırnakları bulunur. Karın pulları sırt ve yanlarda olanlardan daha iridir. Kertenkelelerin büyük çoğunluğunda göz kapakları vardır ve çoğunda hareketlidir. Kertenkelelerin kuyrukları koptuğu zaman bir ayı geçmeyen bir zaman içinde yeni bir kuyruk meydana gelir. Yalnız bu yeni yetişen eskisi gibi olmayıp pul, renk ve yapı bakımından farklıdır. İlk kuyruktaki gibi omurgalar yoktur. Yeni kuyruğa kıkırdak dokusundan bir yapı destek olur. Bunda pullar gayri muntazam olup derideki desen meydana getiren boyalar da yoktur. Kuyruk kopmadan kırılırsa o yerden yeni bir kuyruk uzar. Böylece çatal kuyruk meydana gelir. Böcek, akrep, çok bacaklılar ile beslenen kertenkelelerin kasla hareket eden ileriye uzanan dilleri, avları yakalamada en büyük silahlarıdır. Dil üzerindeki yapışkan tükürük, avı yakalayıp bırakmamada yardımcı olur. Çene içerisine oturtulmuş dişleri vardır. Dişiler, yazın toprağın içine veya bir taşın altında çengel tırnaklı ayaklarıyla açtıkları çukurlara yumurtlar. Kış mevsiminde deliklerinin içinde ilkbahara kadar kış uykusuna yatarlar. Soğukkanlı olduklarından taşlar üzerinde güneşlenmeyi severler. Yakınlarından geçen böceklere saldırarak beslenirler. Renkleri yaşadıkları ortamlara uyduğundan kolay fark edilmeyip, yırtıcı kuş ... Devamı

Mürekkep balığı

2013-05-22 20:00:00
Mürekkep balığı |  görsel 1

Mürekkepbalığı, kafadan-ayaklıların en usta yüzücüsüdür. Düzgün hatlı, mekik benzeri bir yapısı vardır. Suyun içindeki hareketinden dolayı bu hayvana kimi zaman “deniz oku” adı da verilir. Ayağı on kola ayrılmıştır. Bu kollardan iki tanesi ötekilerden daha uzundur; bunlarda emiciler bulunur ve avı yakalamakta kullanılır. Gözkapakları yoktur, ancak gözleri şaşılacak ölçüde insan gözüne benzer. Mürekkepbalığı, gövdesindeki merkezi bir oyuktan (manto oyuğu) suyu içeri çeker ve mantonun bozulmasıyla esnek bir borudan (sifon) hızla dışarı atar. Sifon, kolların hemen arkasında yer alır. Bunun içinden püskürtülen su, hayvanı hızla geriye doğru iter. Mürekkep de bu sifon kollarına boşaltılır. Mantonun uzantıları olan iki yüzgeç, temelde yönlendirme için kullanılır. Ayrıca mürekkep balığının yavaşça arkaya yada öne gitmesini de sağlar. En çok bilinen türlerinden biri, adi mürekkepbalığı (loligo pealei)’dır. Akdeniz, Doğu Asya denizleri ve Kuzey Amerika’nın doğu kıyılarında yaşar. Bazı balıkçılar bunları yem olarak kullanır. Özellikle Akdeniz ve Uzakdoğu ülkelerinde besin maddesi olarak da tüketilir. Uçan mürekkepbalığı (ommastrephes bartrami) olarak bilinen tür, uçan balıkla karşılaştırılabilir. Sık sık sudan dışarı fırlar ve kimi zaman gemilerin güvertelerine düşer. Mürekkepbalığının en korkuncu, dev mürekkepbalığı (Architeuthis princeps)’dır. Omurgasızların en iri türüdür. Kolları ile birlikte toplam uzunluğu 15m’yi aşabilir. Açık denizin derin sularında yaşar. Denizde, canlı dev mürekkepbalığı ile çok seyrek karşılaşılır. Ancak bazen sahile çıktıkları görülmektedir; kimi zaman özellikle Newfoundland kıyı... Devamı

Midye

2013-05-20 11:53:00
Midye |  görsel 1

Midye birbirine eklemlenmiş iki parçalı kabukları olan yumuşakçalar. Bivalvia sınıfından omurgasızların çoğu «midye» olarak, bir kısmı da «istiridye» olarak adlandırılır. «tarak» ya da «deniz tarağı» adıyla bilinen türler de bazen «midye» olarak adlandırılır. Bütün Bivalvia sınıfından omurgasızlar ile deniz salyangozu olarak bilinen karından bacaklılar «denizkabuğu» ortak adıyla anılırlar. Denizlerin kıyıya çok yakın kesimlerinde kayalara ve birbirlerine sıkıca tutunmuş binlerce midye görülebilir. Çenet denen bu kabuk parçaları gerçek midyelerde düz yüzeyli, siyaha yakın koyulukta, oval, birbirine benzer biçim ve iriliktedir. Bünyelerinde bulundurdukları sedef sayesinde zararlı maddelerden kendilerini korumak için onu inciye dönüştürürler. Midyeler sindirim yapmazlar. Devamı

Salyazgoz

2013-05-20 11:48:00
Salyazgoz |  görsel 1

Salyangoz, yumuşakçalar (Mollusca) şubesinin Orthogastropoda sınıfındaki kabuklu kara hayvanlarının ortak adı. Salyangozlar, tatlısularda, denizlerde ve bütün çevrede görülebilen hayvanlardır. Nemli yerlerde bulunurlar ve yağışın bol olduğu ve havanın tam soğumadığı sonbahar aylarında sürekli görülürler. Vücutlarında bol miktarda su bulunduğu için çok soğuk havalarda donarlar. Çok sıcak havalarda ise su kaybederek kuruyabilirler. Geçtikleri yerlerde iz bırakmalarını sağlayan parlak renkli sümüksü bir sıvı üretirler. Kabuklarıyla gövdelerinin arasındaki kurumuş sümüksü sıvı, vücutlarındaki nemi kaybetmemelerini sağlar. Kışın toprak altına ya da ağaç kovuklarına girerek etkinliklerini azaltırlar. Yazın çok sıcak olduğunda da benzer şeklide davranırlar. Çoğunlukla otçul olmakla beraber, etçil ya da omnivor olabilirler.Salyangozlar en çok yağmur yağdığında ortaya çıkarlar. Salyangozlar Genelikle otçul olanlar, bitkinin taze sürgünlerini yediği için zarara sebep olabilirler. Çiftçiler ürünlerini salyangozlardan korumak için çeşitli yöntemlere başvurular. Az sayıda oldukları takdirde, toplayıp uzak bir yere götürerek ya da çok olduklarında bahçe duvarlarına, sebze aralarına, ağaçlara sarımsak suyu dökerek ya da sarımsak asarak uzak kalmalarını sağlarlar. Kullanılan diğer bir yöntem ise, bakır şeritler asmaktır. Bakır şeritlerin salyangozların salgıladığı sümüksü maddeyle etkileşime girerek bir elektrik akımı oluşturduğu ve uzaklaşmalarına neden olduğu düşünülmektedir. Salyangozlarla beslenen çok sayıda hayvan vardır. Kuşlar, küçük memeli hayvanlar, kertenkeleler, kurbağalar, kırkayaklar, böcekler ve bazı büy... Devamı

Ahtapot

2013-05-20 11:42:00
Ahtapot |  görsel 1

Vücutları kısa ve yuvarlak yapıdadır ve manto üzerinde yüzgeçler yoktur. Ahtapotlar, bir çift gelişmiş gözleri bulunan ve beyinleri iyi gelişmiş, kabuksuz omurgasız hayvanlardır. 3 kalbi vardır.Manto boşluklarında bulunan solungaçlarıyla solunum yaparlar. Boyları 100 cm' ye kadar çıkabilir. Bir çift küçük çubuk halinde kabuk kalıntısı bulunur. Ağız çevresinde, üzerinde 2 sıra vantuz ( yapışıcı safiha ) bulunan ve başın çevresinden çıkan 8 adet, benzer yapıda, aynı uzunlukta ve dipte kısa bir zarla birbirlerine bağlı olan, güçlü bacak ve kolları bulunur. Yalnız “Eledone” cinsi ahtapotlarının kollarında tek sıra mevcuttur. Ters çevrilip bakılırsa tam ortada kuş gagasına benzeyen sert, koyu renkli ve kesici ağzı görülür. Erkeklerde bu kollardan birisi cinsel organ vazifesi görecek şekilde değişikliğe uğramış olup hektokotil olarak adlandırılırlar. Ahtapotun yumurtaları Ahtapotun yumurtasının her biri bir kapsülle muhafaza edilir. Yumurtalar salkım şeklinde bir küme meydana getirir. Her kapsülün bir ucu taşa veya başka bir zemine bağlanır. Dişi ahtapot yumurtaların üzerine kuluçkaya yatar. Açlıktan ölme pahasına yumurtalarını terk etmez. Hatta zorda kaldığında bacaklarından bir kaçını yiyebilir. Yumurtadan doğrudan doğruya ergine benzer yavrular çıkar. Bu yavrular sinir sisteminin kontrolü altında kasılarak veya gevşeyerek seri bir şekilde renklerini değiştirerek bulundukları ortama adapte olurlar. Avlanması ve tüketilmesi Ahtapot Ege-Akdeniz mutfağının aranan mezelerinden biridir. Özellikle zeytinyağlı salatası çok bilinir ve bölgede tüketilir. Avlanan ahtapot etinin yumuşaması için tahta bir sopayla düz bir taşın üzerinde dövülür. Haşlandıktan sonra salatası, yahnisi, kız... Devamı

JAPON BALIĞI

2013-05-17 19:11:00
JAPON BALIĞI |  görsel 1

Japon balığı, (Carassius auratus ve türleri) sazangiller ailesinden bir balık türü. Çarprazlama yöntemi ile farklı renklerde ve vücut yapısında çok çeşidi üretilmiştir. Japon balıkları soğuksuda yaşayabilirler. Bulundukları akvaryumlarda tek cins olarak besleniyorlarsa ısıtıcıya ihtiyaç yoktur. Su sıcaklığının 25 derecenin üstünde olması sağlıklarını olumsuz etkiler. Koi olarak adlandırılan türevleri havuzlarda 59 cm boy, 4.5 kg ağırlığa ulaşabilirler. Karnı şişince ters yüzen balık çeşitidir. Bu durumda kaynayan suda 3-4 yaprak ıspanağın haşlanıp akvaryuma atılarak tedavi uygulanır. Üreme Gerekli şartlar ve damızlıklar sağlanırsa akvaryumda üretilmesi mümkündür. Yumurta dökerek ürerler.Solungaç kapaklarının kenarı beyaz olursa bu erkektir. Yumurtlamaya hazır olan dişinin karnı şişer, erkeğin solungaç kapaklarında noktalar çıkar. Yumurta döken dişinin ardından erkek spermlerini boşaltır. Yumurtlama bittikten sonra eşler hemen başka akvaryuma alınmalıdır . Fakat japon balıkları üreme esnasında suyu bembeyaz yapar. Bu da üremenin gözlenmesi için olumsuz bir yöndür . Tankın dibine misket döşemek yumurtlamadan sonra çiftlerin kendi yumartalarını yememesi için uygulanan bir yöntemdir. Yumurtaların olduğu tanka uygun miktarda metilen mavisi eklenerek, havalandırma sürekli çalıştırılmalı yumurtaların mantarlaşmasına izin verilmemelidir. Çok küçük boyutlarda yumurtadan çıkan yavru balıkları büyütmek özen ve tecrübe ister. Devamı

YUNUS BALIĞI

2013-05-17 18:55:00
YUNUS BALIĞI |  görsel 1
YUNUS BALIĞI |  görsel 2

Hiçbir şey içmezler. Yunuslar çölde hiçbir su kaynağına ulaşamayan hayvanlar gibidir. Suyu yiyeceklerinden (genellikle balık ve kalamar) ve su açığa çıkaran vücut yağlarını yakarak elde ederler. Yunuslar balinadır, katil balina yunusların en büyük üyesidir. İsimleri İspanyolcada asesina-ballenas, yani "katil balina" sözünün değişime uğramış halidir. Bu şekilde adlandırılmalarının nedeni, bir grubunun biraraya gelince daha büyük balinaları öldürebilmesidir. Yaşlı Plinius bu şanı devam ettirmelerinde yardımcı olmamıştır. Ona göre bir katil balina ancak şöyle tanımlanabilir ya da tasvir edilebilirdi: "Vahşi dişlerle donanmış, korkunç büyüklükte bir et kütlesi.." Yunusların diğer tüm memelilerden daha fazla, 260'a kadar dişleri olabilir. Buna rağmen balıkları bütün olarak yutarlar. Dişler sadece avı kavramaya yarar. Yunuslar boğulmamak ve korunmak için tek gözü kapalı uyurlar Yunuslar beyinlerinin bir yarısını ve aynı anda zıt yöndeki gözlerini kapatarak uyurlar. Beynin geri kalanı uyanık kalırken diğer göz, yırtıcı hayvanları ve engelleri izler ve su yüzüne çıkıp nefes almayı hatırlar. İki saat sonra yan dönerler. Bu sırada suda giden "tomruk"lara benzerler. Yunuslar Vietnam Savaşı'ndan beri büyük hizmet verdikleri Amerikan Donanması'nda çalışıyor. Amerikan Donanması şu anda yüz kadar yunus ve otuz kadar diğer deniz memelilerinden çalıştırıyor. Altı denizaslanı yakın zamanda Irak Görev Gücü'ne tayin edildi. Katrina tayfunundan sonra, Amerikan Donanması'ndan eğitim almış 36 saldırı yunusunun zehirli mızraklarla donanmış olarak denizde gezindiğine dair bir hikaye dolaştı. Bu hikaye bir uydurmaca gibi görünüyor; her şeyin öte... Devamı

KÖPEK BALIĞI

2013-05-17 18:53:00
KÖPEK BALIĞI |  görsel 1

TEHLİKE YARATAMAYACAK KADAR DERİNDE YAŞARLAR En büyük tür yaklaşık 20 metrelik uzunluğuyla balina köpek balığı (Rhincodon typus), en küçüğüyse 20 cmlik cüce kedibalığıdır (Etmopterus perryi). Balina köpek balıkları dışındaki türlerin hepsi etçildir. Balina köpek balıkları ise dev cüsselerine rağmen sadece planktonlarla (mikroskopik canlılar) beslenirler. En büyük etçilse “büyük beyaz” olarak bilinen 7,2 metrelik boyuyla, Carcharodon carchariastır. Ancak türlerin çoğunluğu oldukça küçük boyludur. Buna ilaveten tehlike yaratabilecek herhangi bir organları yoktur ve insanlara potansiyel bir tehlike kaynağı olamayacak kadar derinlerde yaşarlar. Köpek balıklarının doğal besinleri arasında büyük balıklar, bazı deniz memelileri, büyük mürekkep balıkları ve diğer köpek balıkları yer alır. Üreme sistemlerine baktığımızda, dişi bireylerle erkek bireyler aşağı yukarı birbirlerine benzerler. Bu hayvanlar genelde derin sularda yaşadıklarından ve akvaryumda yaşatılmaları zor olduğundan, çiftleşme davranışları iyi araştırılmamıştır. Köpek balıkları üç farklı şekilde ürer. Bazıları diğer balıklarda olduğu gibi döllenmiş yumurtayı dışarıya bırakırlar (ovipar), bazıları yavrularını vücut içinde taşır ve bizdeki göbek bağına benzeyen bir organ aracılığıyla besler (vivipar), bazılarıysa döllenmiş olan yumurtayı vücut içinde tutar ama herhangi bir şekilde yavruyu beslemez ve gelişimini tamamlayınca dışarıya bırakır (ovovivipar). Gebelik süreleri 9 ile 24 ay arasında değişir. Bir defada en az 1 en çok 100 yavru doğurabilirler. FAYDALARI... Köpek balığı kıkırdağı başta kanser olmak üzere bazı hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Tümörler beslenebilmek, gelişebilmek, yayılabilmek ve... Devamı

KİRPİ

2013-05-17 17:38:00
KİRPİ |  görsel 1

Özellikleri Yaklaşık 30 cm. boyundadir. Ağırlığı cinsiyete, yaşa ve yaşadığı koşullara bağlı olarak 500-1200 gr. arasında değişir. Gövdesinin üzeri 2-2.5 cm. uzunluğundaki kırçıl dikenlerle örtülüdür. Kızdırıldığı zaman vücudu yuvarlak hale gelir ve böylece bir diken topuna dönüşür. Yaşam alanları  Çalılıklı ormanlardan, büyük park ve bahçelere kadar pek çok yerde yaşayabilir. Nemli yerleri sever. Toprak içine açtığı tünellerde ve kaya kovuklarında barınır. Dağılımı  Avrupa ve Asya'da görülür. Türkiye’nin hemen her yerinde rastlanır. Yalnız geceleri etkindir. Çevre sıcaklığının 4 °C’nin altına düştüğü zaman kış uykusuna yatar. Hamilelikleri 5-6 hafta sürer. Her doğumda 3-8 yavru doğurur. Ortalama ömrü 18 yıldır. Beslenme  Doğal hayatta beslenmeleri  Çoğunlukla böcek, sümüklüböcek, kurbağa, solucan, nadiren küçük fare ve yılan yavrularını yer. İnsanların dayanabildiği tetanus zehiri miktarının 7 bin katına dayanıklı oldukları saptanmıştır. Çok zehirli bazı böcek ve yılanları kolaylıkla avlayıp yer. Ancak engerek zehiri gibi bazı zehirlere karşı da dayanıksızdır. Esaret altında beslenmeleri  Öncelikle, kirpiler doğal hayattan koparılıp esir edilmemelidir. Olağanüstü bir durum olmadığı sürece, şirin diye kirpi yavrularına bakmak için eve götürmek, doğal hayata zarar verir. Kirpilerin Türkiye'de koruma altındaki türlerden olduğu unutulmamalıdır. Erişkin kirpiler kedi mamalarını severek yer. İnek sütü verilmemelidir. Yüksek miktarda laktoz içerdiğinden kirpiler için öldürücüdür, çünkü kirpiler laktozu sindiremez. Bu durum barsaklarda ishale s... Devamı

TİMSAH

2013-05-17 17:30:00
TİMSAH |  görsel 1

Avlanma ve beslenme Balık, kuş ve suya gelen memelilerle beslenirler. İnsanlara da saldıranları vardır. Timsahlar avına saldırmadan önce yaklaşık 2 metrelik bir alana girmesini beklerler. Avı saldırabileceği kadar yakına gelen timsah, yaklaşık 12 m/s bir hız ile avını yakalar. Bu hıza; vücutlarının yapısı, arka bacakları ve de en önemlisi kaslı kuyrukları sayesinde ulaşırlar. Avlarını güçlü çeneleri arasına sıkıştırıp suya çekerek boğarlar. Kendilerinden büyük olan avlarını 200 kg bir kuvvet uygulayabildikleri ve avını ağzı ile kavrayıp kendi etrafında bir kaç kez dönerek gerçekleştirdikleri ölüm dönüşü adı verilen yöntemle daha küçük parçalara ayırırlar. Çeneleri sağa sola hareket etmediği için besinleri çiğneyemeden büyük parçalar halinde yutarlar. Sindirim için çakıl ve taş da yutarlar. Sonra dişlerinin arasındaki artıkları dışarı çıkarırlar. Taze etin sindirimi zor olduğu için bazı türler avlarını gömerek çürümelerini bekler. Gözleri üç perdelidir. Suya daldıkları zaman burun ve kulak delikleri birer kapakla örtülür. Ağız gerisinde bulunan bir kıvrımı damaklarına yapıştırarak soluk ve yemek borularını birbirinden ayırabildiklerinden su altında bile ısırıp yiyebilirler. Konik yapılı dişler aşındıkça yenileri sürer. Derilerinden bavul, çanta iskarpin yapılır. Bu bakımdan bol miktarda avlanırlar. Yürekleri dört gözlüdür. Aort kökleri Panizza kanalı vasıtasıyla birleştiklerinden vücutlarında kirli kan dolaşır. Diğer sürüngenler gibi soğukkanlı hayvanlardır. Vücut ısıları çevre ısısına göre değişmez. Üreme  Yumurtayla çoğalırlar. Çiftleşmeden sonra dişi, kıyıdaki bir kumlukta açtığı ç... Devamı

ÇÖL KOBRASI

2013-05-17 16:31:00
ÇÖL KOBRASI |  görsel 1
ÇÖL KOBRASI |  görsel 2

Özellikleri Türkiye'de yaşayan tek kobra türüdür.Vücut boyu 120cm`dir ve baş ince bir boyunla gövdeden ayrılmaz. Gözleri nispeten iri ve gözbebğı yuvarlaktır. Sırt pulları gövdenin ön yarısında ve kuyruk üstünde bariz karinalı, arka yarısında ise düzdür. Kuyruk altı pullarından bazıları tektir. Vücut tek renkli parlak siyah veya siyahımsı kahverengidir. Genç fertlerde sırtta eyer şeklinde açık renkli lekeler bulunabilir. Karin tarafı biraz daha açık tondadır. Ürktüğünde gövdesini yere yapıştırır ve başını gövde halkalarının altına sokmaya çalışır. Rahatsız edildiğinde kuvvetli tıslama sesi çıkarır ve ısırma gösterisi ile tehlikeyi uzaklaştırmaya çalışır. Yaşam alanları Seyrek bitkili çöl veya çölümsü, taşlık ve kumluk steplerde yaşar. Kalker taşlı yamaçlarda da sık görülür. Ayrıca vadilerde, vaha ve terk edilmiş bahçelerde de rastlanır. Buralarda kaya yarıkları ile bunların altlarında ve küçük kemirici yuvalarında barınır Avlanma ve beslenme Besinlerini küçük kemiriciler, kuşlar, kertenkele ve kurbağa türleri teşkil eder. Zehirli olan bu tür, avlarını zehirleyerek öldürür veya canlı iken yutar. Zehiri sinir sistemini tahrip ederek büyük acı ile ölüm neden olur. Zehirinin etkisi Hindistan'daki Gözlüklü Kobra türüne yakındır. Gizli yaşadığından insanları zehirleme olasılığı çok düşüktür. Üreme Yumurta bırakır. Türün üreme biyolojisi hakkında fazla bilgi yoktur. Dağılımı Mısır Suriye, Ürdün, İsrail, Irak, Suudi Arabistan, İran ,Türkiye Türkiye'de yayılışı Son yıllarda Şanlıurfa il merkezinin batısındaki dağlık kısımda, kayalık yamaçlarda ... Devamı

Kedigiller Belgeseli#8230; | Belgesel İzle, Belgesel, Belgeselle

2013-05-15 17:11:00

Link : www.belgeselizle.com Devamı

PALLAS KEDİSİ

2013-05-15 17:05:00
PALLAS KEDİSİ |  görsel 1

Pallas kedisi kedigiller familyasından Tibet'ten Sibirya'ya kadar uzanan bölgedeki çöllerde,kayalık ve dağlık yerlerde yaşayan kedi türüdür. Yaklaşık evcil kedi iriliğinde olan pallas kedisinin yumuşak postu soluk gri yada açık kahverengidir.Kuyruğunun ucu halkalıdır.Bazı bireylerinin vücüdünda belirsiz koyu benekler bulunur.Vücudunun alt bölümündeki tüyler üst bölümündekilerin yaklaşık 2 katıdır.Pallas kedisinin vücut uzunluğu 25-30 cm'lik kuyruğu dışında 45-60 cm,ağırlığı 2.5-3.5 kg'dır.Öbür kedigillerden farklı olarak gözleri geniş kafasının daha yukarısında,kulakları ise daha aşağısında yer alır.Göz ve kulaklarının konumu sayesinde, kayaların ardından baktığında avı olan pika ve kemiriciler gibi küçük memeliler ile beslenir.Kuşlar tarafından olabildiğince az bir bölümü görünür. Devamı

JAGUAR

2013-05-15 16:54:00
JAGUAR |  görsel 1

Kedigiller ailesinden, Güney ve Orta Amerika’nın sık ve bataklık ormanlarında yaşayan etçil bir memeli. 180-220 cm boyunda, 90 cm yükseklikte, 60-120 kg ağırlığındadır. Kuyruk uzunluğu 75 santimetreye varır. Kısa ve parlak tüylü postu, sırt tarafta kahverengi ve sarımtrak olup, kara çemberler biçiminde beneklerle kaplıdır. Karın kısmı ise açık beyazdır. Amazon Vadisinde yaşayan siyah jaguarlar da vardı. Bunların benekleri ancak aydınlıkta görülebilir. Jaguar, leopara çok benzer. İkisinde de deri siyah halkalı beneklerle kaplıdır. Fakat jaguarın bu beneklerinin ortasında siyah bir veya bir kaç nokta bulunur. Ayrıca, jaguar yalnız Amerika kıtasında yaşar. Çene ve pençeleri çok kuvvetli olan jaguar, sabırlı ve kurnaz bir avcıdır. Gündüzleri dinlenip akşam karanlığında genellikle su kenarlarında avlanır. Su üstüne uzanan dallara yatar, su içmeye gelen hayvanları saatlerce pusu kurarak bekler. İyi yüzücü olduğundan avını su içinde de takip eder. Su içinde tapir, alligator ve timsahları avladığı gibi, ağaçlarda daldan dala atlayarak maymunları da avlar. İnsan dahil çeşitli memelilerle beslenen korkunç, yırtıcı bir hayvandır. Öldürdüğü avını bir yere taşıyıp yer. Artanını da yumuşak toprağa gömerek saklar. Kayalık yerlerde ise meydana bırakır. Balık ve leş de yiyecekleri arasındadır. Üreme mevsimi dışında yalnız dolaşmayı sever. Genellikle haziran ayında çiftleşir. Dişisi 110 gün kadar sonra gözleri kapalı 2-3 yavru doğurur. Yavrular 2-3 yıl içinde erginleşirler. Bunları küçükken evcilleştirmek mümkünse de, büyüyünce insanlar için çok tehlikeli olurlar. Devamı